Kastamonu'nun Demir Yolu ve Kalkınma Umutları Tükeniyor mu?
Kastamonu'nun uzun yıllardır süregelen demir yolu hayali ve kalkınma umutları, son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte bir kez daha hüsrana uğramış durumda. Kastamonu Kalkınma Vakfı'nın (KKV) genel kurul öncesi gerçekleştirdiği istişare toplantısında ana gündem maddesi olan 'Kastamonu'nun Ulusal Demir Yolu Ağına Bağlanması' konusu, mevcut Türkiye Ulusal Demir Yolu Ağı Projesi'nde Kastamonu'nun yer almamasıyla büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu durum, şehrin ekonomik ve sosyal gelişimine yönelik beklentileri derinden sarsarken, yerel yöneticilerin ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarının yetersizliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.
1992 yılında kurulan ve o günden bu yana valilerin başkanlık ettiği Kastamonu Kalkınma Vakfı, şehrin topyekûn kalkınmasına katkıda bulunmayı amaç edinmişti. Ancak, Türkiye'nin 2053 vizyonu doğrultusunda 28 bin 500 kilometreye çıkarılması hedeflenen devasa ulusal demir yolu projesinde, Ankara-Afyonkarahisar-İzmir, Mersin-Adana-Gaziantep gibi öncelikli hatlar arasında Kastamonu'nun adının geçmemesi, şehirdeki umutları adeta söndürdü. Eski İçişleri Bakanı Murat Başesğioğlu'nun Kastamonu'nun da bu ağa eklenmesi yönündeki çağrıları ve baskıları, yerel halkın ve gurbetçilerin beklentilerini bir kez daha dile getirirken, somut bir adım atılamaması derin bir endişe kaynağı oldu.
Kastamonu'nun 100 Yıllık Demir Yolu Hasreti ve Güncel Durum
Kastamonu'nun demir yolu hayali, Cumhuriyet'in ilk yıllarına, hatta daha öncesine dayanıyor. 1927 yılında Kastamonu'dan bir heyetin Ankara'ya giderek demir yolunun kente uzatılmasını talep etmesi, bu hasretin ne denli köklü olduğunu gösteriyor. Kurtuluş Savaşı'nda sağladığı lojistik destek ve şehit sayısıyla önemli bir rol oynayan Kastamonu'nun bu talebi, o dönemde ne yazık ki karşılık bulamamıştı. Bugün, Türkiye'nin uluslararası lojistik ve ulaştırma alanında bir 'Orta Koridor' merkezi olma hedefiyle mega hatlar ve yüksek hızlı tren ağları inşa edilirken, Kastamonu'nun bu devasa projenin dışında kalması, şehrin geleceği açısından kritik bir soru işareti oluşturuyor. Çankırı'ya demir yolu ağı ulaşırken, Kastamonu'nun bu imkândan mahrum kalması, özellikle turizm ve ekonomik kalkınma potansiyelini ciddi şekilde etkiliyor.
Ulaşım Engelleri ve Turizm Potansiyelinin Körelmesi
Şehrin ulusal demir yolu ağına bağlanamaması, sadece yük taşımacılığı değil, aynı zamanda turizm potansiyeli için de büyük bir engel teşkil ediyor. Havalimanının beklenen hareketliliği sağlayamaması, kış aylarında sefer iptalleri ve sınırlı uçuş noktaları, Kastamonu'ya ulaşımı zorlaştırıyor. Özellikle İstanbul'un Anadolu yakasında yaşayan Kastamonuluların Avrupa yakasından uçmak zorunda kalması, gurbetçilerin memleketleriyle bağlarını zayıflatıyor. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) tarafından Kastamonu, Çankırı ve Sinop'ta yürütülen alternatif turizm destek programları kapsamında Özel Karaelmas Ekspresi ve Turistik Tuz Ekspresi gibi tren rotalarıyla yüzlerce yolcu taşınsa da, KUZKA'nın merkezi Kastamonu olmasına rağmen şehrin kendisinin demir yolu ağına entegre olamaması büyük bir çelişki olarak öne çıkıyor. Bu durum, Osmanlı Sadrazamı Halil Rıfat Paşa'nın 'Gidemediğin yer senin değildir' sözünü akıllara getirerek, ulaşım altyapısının eksikliğinin şehrin sahip olduğu değerleri de erişilmez kıldığını gösteriyor.
Yatırım Projelerindeki Akıbet ve Ballıdağ Hastanesi Sorunu
Kastamonu'nun kalkınma mücadelesi sadece demir yoluyla sınırlı değil; Ballıdağ Hastanesi ve Özel Uğurlu Hastanesi gibi önemli projeler de yıllardır çözülemeyen sorunlar yumağına dönüşmüş durumda. Ballıdağ Hastanesi'nin yeniden hayat bulması için İş İnsanı Cengiz Aygün ile yapılan sözleşmenin iptal edilmesi ve hastanenin yıkılması nedeniyle projenin yeniden ihale edilmesi gerekliliği, Daday ilçesi için büyük bir umut kaynağının tükenmesine yol açtı. Milletvekili Halil Uluay'ın 'devletin orada yapabileceği bir şeyi kalmadı' açıklaması, yerel halkın iş ve sağlık beklentilerini boşa çıkarırken, Tarım ve Orman Bakanı'nın Kastamonulu olmasına rağmen çözüm bulunamaması tepkilere neden oluyor. Özel Uğurlu Hastanesi'ndeki ruhsat ve bina karmaşası da, şehrin bir araya gelme ve sorun çözme beceriksizliğinin bir başka göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Kastamonu'nun Geleceği ve Göç Sorunu
Şehirdeki bu tür atıl kalmış projeler ve çözümsüzlükler, Kastamonu'nun göç veren bir şehir olmasının temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Aş, iş ve sağlık bekleyen insanların umutlarının her geçen gün sönmesi, gençlerin ve nitelikli iş gücünün şehri terk etmesine zemin hazırlıyor. İnsanlar kendilerini güvende, özgür ve değerli hissetmedikleri, iş bulamadıkları bir yerde kalmak istemiyorlar. Kastamonu Kalkınma Vakfı'nın kuruluş amacında yer alan sosyal, kültürel ve ekonomik nitelikli her türlü teşebbüsü teşvik etme ve destekleme misyonu, mevcut durumda tam olarak yerine getirilemiyor gibi görünüyor. Şehrin kalkınma yolunda ilerleyebilmesi için yerel aktörlerin 'bir ve beraber' hareket etmesi, coğrafi zorlukların ötesinde, içsel engelleri aşması büyük önem taşıyor.
Beklentiler ve Atılması Gereken Adımlar
Kastamonu'nun kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için acil ve kararlı adımlar atılması gerekiyor. Öncelikle, Ulusal Demir Yolu Ağı Projesi'ne Kastamonu'nun dahil edilmesi yönündeki siyasi baskıların ve lobicilik faaliyetlerinin artırılması elzemdir. Eski bakan Murat Başesğioğlu'nun çağrısı doğrultusunda, tüm Kastamonuluların bu konuda tek ses olması ve güçlü bir kamuoyu oluşturması gerekmektedir. Ballıdağ ve Uğurlu Hastanesi gibi atıl kalmış projelerin akıbetinin netleştirilmesi, yeni ve şeffaf ihale süreçleriyle bu tesislerin bir an önce faaliyete geçirilmesi, Daday ve çevre ilçelerdeki istihdam ve sağlık hizmetleri ihtiyacını karşılayacaktır. Ayrıca, Kastamonu Kalkınma Vakfı'nın daha aktif rol alarak, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası arasında güçlü bir koordinasyon sağlaması, şehrin potansiyelini harekete geçirmek için kritik öneme sahiptir. Kırık Tüneli ve İnebolu Tüneli gibi bekleyen altyapı projelerinin hızlandırılması da, ulaşım sorununa kalıcı çözümler sunarak Kastamonu'nun 'gidilebilen' ve 'sahip çıkılan' bir şehir olmasını sağlayacaktır.