Kastamonu Pazarında 62 Yıl: Abdullah Düzgün'ün Azim Hikayesi
Kastamonu'da 62 yıldır pazar esnaflığı yapan 77 yaşındaki Abdullah Düzgün, yarım asırlık ticaret tecrübesini ve doğal ürünlerin önemini anlattı.
Kastamonu'nun yerel ticaret kültürünün en önemli simgelerinden biri olan pazar yerleri, yarım asrı deviren emektar esnafların hikayelerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu isimlerin başında gelen 77 yaşındaki Abdullah Düzgün, tam 62 yıldır aralıksız olarak tezgahının başında ter döküyor. Henüz 15 yaşındayken ticaret hayatına atılan Düzgün, Kastamonu'nun köylerinden topladığı en doğal ürünleri kent merkezindeki vatandaşlarla buluşturarak, hem geleneksel tarımı destekliyor hem de sağlıklı gıdaya erişimi sürdürülebilir kılıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bu zorlu mesai, aslında bir azim ve sadakat öyküsünü içinde barındırıyor.
Abdullah Düzgün'ün tezgahı, sadece bir alışveriş noktası değil, aynı zamanda Kastamonu'nun geçmişi ile bugünü arasında kurulan bir köprü niteliği taşıyor. Yumurtadan süt ürünlerine, taze sebzelerden yöresel lezzetlere kadar geniş bir yelpazede satış yapan emektar esnaf, doğma büyüme Kastamonulu olmanın verdiği aidiyet duygusuyla işine dört elle sarılıyor. Çocukluk yıllarında başlayan bu serüven, o dönemlerin kısıtlı imkanları ve hayat şartlarının zorluğuyla harmanlanarak bugünlere ulaşmış durumda. Düzgün, her bir ürünün arkasında büyük bir emek ve titizlik olduğunu vurgulayarak, müşterilerine sunduğu her şeyin kefili olduğunu ifade ediyor.
Kastamonu Pazarlarında Bir Ömür: 15 Yaşında Başlayan Mücadele
Mesleğe ilk adımını attığı 1960'lı yılları anımsayan Abdullah Düzgün, o dönemlerde ticaret yapmanın bugünkünden çok daha meşakkatli olduğunu dile getiriyor. Eğitim hayatından arta kalan zamanlarda ailesine destek olmak amacıyla köylerden ürün toplamaya başladığını belirten Düzgün, "Bizim zamanımızda hayat bugünkü gibi kolay değildi; her şey kas gücüne ve sabra dayalıydı. Köy köy gezer, en taze yumurtayı, en kaliteli sütü bulur, onları büyük bir özenle şehre taşırdık. O yıllarda bir çocuğun ya da gencin çalışmaması düşünülemezdi; hepimiz bir şekilde hayatın yükünü omuzlamak zorundaydık" sözleriyle geçmişin zorlu şartlarını özetliyor.
Yokluk Yıllarının Getirdiği Tecrübe ve Zorluklar
Eski Kastamonu'da ulaşım imkanlarının yetersizliği, pazar esnafı için en büyük engellerden biriydi. Abdullah Düzgün, o günlerde araç bulmanın imkansızlığı nedeniyle çoğu zaman kilometrelerce yolu sırtında yükle yürümek zorunda kaldığını anlatıyor. Kışın dondurucu soğuğunda, yazın ise kavurucu sıcağında vazgeçmeden yoluna devam eden Düzgün, "Yükümüz ağır, yolumuz uzundu ama işimizi severek yapıyorduk. Aç kaldığımız, yorgunluktan bitap düştüğümüz günler oldu ama kimseye el açmadık, muhtaç olmadık. O günlerin emeği ve bereketi bambaşkaydı. Şimdiki gençler her şeyin hemen ve zahmetsizce olmasını istiyor ancak gerçek başarı emek vermeden gelmez" diyerek tecrübelerini paylaşıyor.
Esnaflıkta Dürüstlük ve Güvenin Önemi
62 yıllık meslek hayatı boyunca aynı tezgahın başında duran Abdullah Düzgün için dürüstlük, ticaretin değişmez anayasası hükmünde. Müşterileriyle kurduğu bağın zamanla bir aile ilişkisine dönüştüğünü belirten Düzgün, esnaflığın sadece mal satmak olmadığını, bir güven inşa etmek olduğunu savunuyor. Sabahın köründe tezgahını açtığında kendisini karşılayan güler yüzlerin en büyük kazancı olduğunu ifade eden emektar pazar esnafı, dürüst ticaretin bereketini ömrü boyunca gördüğünü ve bu sayede Kastamonu halkının takdirini kazandığını dile getiriyor. Ona göre, bir esnafın en büyük sermayesi, sattığı ürünün arkasında durabilme cesaretidir.
Marketleşme Süreci ve Doğal Ürünlerin Geleceği
Günümüzde büyük market zincirlerinin her mahalleye yayılmasıyla birlikte pazar kültürünün ve doğal ürünlere olan ilginin şekil değiştirdiğini gözlemleyen Düzgün, bu durumun zorluklarına dikkat çekiyor. Eskiden her şeyin en doğal haliyle pazarlarda bulunduğunu, şimdilerde ise endüstriyel üretimin her yeri sardığını belirten Abdullah Düzgün, "Marketler çoğaldı, seçenekler arttı ama gerçek lezzet ve doğallık azaldı. Yine de bilinçli vatandaşlarımız neyin ne olduğunu biliyor ve gelip bizi buluyor. Biz de yıllardır çizgimizi bozmadan, köyden gelen o saf lezzeti korumaya çalışıyoruz. Doğal ürün bulmak zorlaşsa da biz bu direnci sürdüreceğiz" diyerek yerel üretimin önemine vurgu yapıyor.
Gelecek Kuşaklara Sabır ve Çalışkanlık Mesajı
İlerlemiş yaşına rağmen çalışma azminden hiçbir şey kaybetmeyen Abdullah Düzgün, çalışmanın kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor. "Çalışmadan duramam, bu tezgah benim hayatım" diyen Düzgün, genç nesillere de önemli tavsiyelerde bulunuyor. Kolay yoldan para kazanma hırsının insanı yanlışa sürükleyebileceğini hatırlatan emektar esnaf, sabretmenin ve istikrarlı çalışmanın her kapıyı açacağını belirtiyor. Kastamonu'nun pazar yerlerinde yankılanan bu 62 yıllık ses, aslında bir şehrin hafızasını ve alın terinin kutsallığını temsil etmeye devam edecek gibi görünüyor. Düzgün, sağlığı el verdiği müddetçe o çok sevdiği tezgahının başında, dost bildiği müşterilerini beklemeyi sürdürecek.